YİTİRDİĞİMİZ DEĞERİ NASIL YENİDEN
KAZANABİLİRİZ.
Büyük ozan 'NAZIM HİKMET' ne de güzel demiş.
'NE AH EDİN
DOSTLAR
NE DE AĞLAYIN
DÜNÜ BU GÜNE
BU GÜNÜ YARINA BAĞLAYIN.'
Hükümetin
belediyelerle ilgili almış olduğu yeni kararı hepimiz biliyoruz. Nüfusu 2000
den az olan yerleşim birimlerinin, belediyeliklerinin iptal edileceği. Bu
kıstasa neyazık ki 'ULUKIŞLA KASABASI DA' girmekte. Karar
değişmez ise, bir seçim daha ya yaparız, ya da yapmayız. Bilemiyorum.
Olan oldu. 1965
lerde başlayan, 1970-80 arası doruğa ulaşan göçün
sonucu. Şimdi önümüzdeki sorun şu: Belediyeliği kazanabilmek için neler
yapalım. Yoksa kadere kahredip 'MUHTARLIĞA' rızamı gösterelim. Ben belediyeliği
nasıl kazanabiliriz diyenlerden yanayım.
'Okuluna Sahip Çık Kampanyası' gibi, kampanya başlatmak.
'KASABANA GERİ
DÖN' kampanyası.
Kimseyi suçlamadan,
suçlu aramadan, birbirimizi kırmadan, dostça önerilerimizi değerlendirelim.
1-
Sayın
Ramazan Duruöz Ağabeyin iznine sığınarak,'Sevgili
Gurbet Çocukları' sözünü kullanmak istiyorum. Gurbet Çocuklarına geri dön demek
kolay. Nereye dönsünler. Babadan kalma evler ören olmuş. Varise kalmış. Kendi
evi de yok. Kiralasa ev yok. Ne yapmalı. Bu insanları geri getirmeli. Önce ev.
Site ve derneklerimiz aracılığı ile duyuru yapmalı. Kooperatif kurarsak, 75
metre karelik, önünde de 20-30 metre karelik bahçesi olan evler yapılsa kimler
üye olmak ister. Yapılan araştırma sonucuna göre işe başlanıp en kısa zamanda
evleri teslim etmeli.
2-
Sayın
belediye başkanına seçildiği günden beri yaptığım önerileri bir daha düşünerek yaşama
geçirsek. Geç kalmış da sayılmayız. 'HALKEVLERİNDEN' birisini
el sanatları müzesi yapsa. Yitmeye yüz tutmuş, çocuklarımızın
bilmedikleri araç, gereçleri toplayıp sergilese. (Kirmen, diğren,
yün ditme tarağı, yaba, düğen, boyunduruk, zelve, saban, çeğmel, orak, ennik, parçı, kiprikli
sahan, tepelik
heybe, tuzluk, ıbrık, leğençe,
mangal, kurulmuş tandır, oklava, çan, kaval, üzlük, yay, örken,
palan, ayalama, karküreği)
Bu isimler daha da çoğaltılabilir. Anımsadığım bunlar.
3-
Kasabanın kültürüne katkı yapmak. İnsanlarımızın, öğrencilerin, gençlerin
ürünlerini yayımlamak. Yazı kurulu oluşturup, şiirleri, anıları, ağıtları, önemli
olayları bir dergide toplamak. Ayda veya üç ayda yayımlayıp, küçük bir bedel
karşılığı “Gurbet Çocuklarına” ulaştırmak.
4-
Üniversitelerin
Ziraat Fakülteleri ile işbirliği yapıp, HASANDAĞINDA ki bitkilerin incelenmesini,
belgeselinin çekimini sağlamak. Nesli tükenen bitkileri korumaya almak. Örneğin;
Maraşta, Salarda bulunan KASNAK MEŞESİNİN tükenmekte
olduğu için, koruma altında olduğu gibi.
5-
Hasandağını,
dağcılara tanıtıp, tırmanmalarını sağlamak. Belki de yapılıyor bilemiyorum.
6-
Kültür çalışmaları yaparak medyanın, kültür insanlarının ilgisini
kasabaya çekmek. Sözünü
ettiğim MÜZE olsa, Sayın şair SUNAY AKIN’ ın ilk
gelen olacağından eminim.
7-
Yaz
tatilinde, çocuklar için , bağlama, masa tenisi, resim
gibi kurslar açma. Bu gençlerden Yayla Şenliğinde yararlanma. İlk yapılan
şenliklerdeki, yaylaya göç, deve gibi orta oyunlarının yeniden düzenleyip, kalıcılığını
sağlamalı.
8-
Eski
okulun onarılıp kullanılması.
9-
İnsanlarımızı
en azından yaz aylarında kasabaya gelmelerini sağlamak. Köy odalarını yenden diriltemeyiz.
Üç, dört yataklı konuk evi yapabiliriz.
10- Gurbette olan kasabalılar, her evden
en az bir kişi olmak kaydı ile, oturum belgelerini kasabaya
taşımalılar. En kısa zamanda buna başlamalıyız. Böylece yukarıdaki önerilerim
yaşama geçene dek, nüfusu 2000 den yukarı çekmeliyiz. (Emekli olan dostlar, yarın
çok geç)
Benim
önerilerim bunlar. Gerçekleşmesi zorda değil. Ütopya diyenlerde olabilir. Bazı
arkadaşların içleri sızlayarak, varsın muhtarlık olsun, başkanlık için çekişip
durmasınlar demelerine karşın. Birlik olup, belediyeyi kazanmak için emek
vermiş atalarımızın kemiklerini sızlatmayalım.
Sevgili “Gurbet
Çocukları”, iş bizlere düşüyor. Dağında, taşında ayak izlerimizin olduğu, acı
günlerin, neşeli günlerin geçtiği, çok sevdiğimizi söylediğimiz kasabamıza, cenazelerimiz
dönmeden, kendimiz dönelim....
BİZLERDE, BU GÜNÜ YARINA BAĞLAYABİLECEK MİYİZ, NE DERSİNİZ ?
Abdullah KILINÇARSLAN – Antalya – 07 Şubat
2008