Sevgili Günlük
Bugün 13 Nisan 2010 Salı
Köyde her şey yolunda, kafamızı boş işlere takıp fazla yormuyoruz. Gündüz Şok
Gazetesine bakıp göz zevkimizi tatmin ediyor, Dümeni okuyor, Fanatik’ten
ligdeki takımların son durumlarından haberdar oluyoruz. Akşam olunca STV nin haberlerine bakıyor, sözde Balyoz darbe planıyla kalkıp
balyozla uyuyoruz, savcılar kimi tutmuş kimi salmış pek umrumuzda
olmuyor, sadece bakıyoruz bir an önce haber bitsin diye can atarak. Sonra da 5.
boyut, 3. göz, Sırlar Dünyası, Tek Türkiye işte gününe göre değişiyor onlara
bakıp eve gidiyoruz zaten kahveler de, dükkanlar da
erkenden kapanıyor. Evde de Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Kurtlar Vadisi işte o
da gününe göre değişiyor eve gidince yeni başlamış oluyor onlara bakıp, içten
içe bir özentiyle karışık yine de halimize şükredip uyuyoruz.
Ertesi gün gene aynı, Bağiçinde bahçe kazmaya işçi arıyosun bulamıyosun, eh şey kaza
bulursan da 1 gün çalışıyor . 2. güne zığarıyor, aman zaten canıma minnet gelmezse kazılacak
kaslın diyoruz. Kazıp da ne olacak laf olsun. 85 yaşında Şıh
Osman 35 tane dikme almış diktirmeye yevmiyeci
arıyor. Kimseyi bulamadı hasılı, artık Niğdeden torununu mu çağırır, oğlunu mu çağırır ona
diktirsin. Bu yaştan sonra uğraştığı şeylere bak yaa,
bir şeyler dikmeye çalışıyor, dikip de ne olacaksa. Aman işte insanlar bir alem
ne yaparsın….
Buğdayın kilosunu 40 kuruşa satıp, bir ekmeği 50 kuruşa alıyoruz. Artık pek hamır pişirmeyi sevmiyoruz, kim tandır yakacak, bazı
tutacak, hamır yuğuracak?
Laf aramızda zorumuza mı gidiyor ne? Dükkandan alıveriyoruz kolaycana..
Eskisi gibi pek tarla ekmiyoruz, bizim yerimize başkaları bizim tarlamıza
patates ekiyor. Bize de icar veriyor, ne güzel çalışmadan etmeden para geliyor.
Aman biz bişey eksek diksek verdikleri icardan daha
mı fazla kazanacaz diyoruz hoşumuza da gidiyor haa laf aramızda.. İneği tanayı da sattık kim atacak bokunu,
hem inek olursa devlet yardım etmiyor sattık kurtulduk çok şükür.
Çok boş zamanımız kalıyor. Kahveye çıkıp bol bol
dedikodu yapıyoruz. 4. kişiyi bulduk mu dünyalar bizim oluyor, hemen zaman
kaybetmeden oyun kuruyoruz. Ohh ne güzel kıyasıya
oynuyoruz. Sohbet etmek,fikir alış- verişi yapmak,
gündemle ilgili konuşmak, köyümüzün sorunlarıyla ilgili konuşmak pek hoşumuza
gitmiyor. Eskiden olduğu gibi zamanı değerlendirmek yerine, zamanı öldürmek
daha zevkli geliyor. Öyle ya, yeşil kart almak için, erzak, kömür
yardımlarından faydalanmak için ekip- biçmemek, üretmemek lazım biz de öyle
yapıyoruz. Çok şükür hükümetimiz hiçbir şeyimizi eksik etmiyor.
Elektrik idaresi özelleşmiş, Alarko diye bir firma almış duyarız adını da pek
bilmeyiz. Bundan sonra sondajdan kullanılan su paraları harman sonu değil de
aylık alınacağımış. Aman pek de umrumuzda
olmadı, zaten bişey ekip diktiğimiz yok, icara
verdiğimiz adamlar düşünsün öyle değil mi? Bize ne?
Bu arada çalışmadığımızdan mı, yorulmadığımızdan mı, boş zamanımızın çok
olduğundan mı bilmiyorum, köyde istenmeyen asayiş olaylarında da bariz artış
oldu. Aman bunları da pek takmıyoruz. Konuşacak şey çıkıyor işte fena mı? Deyip
geçiştiriyoruz. Haaa iyice boş durduğumuzu da sanma.
65 aylığı olsun , çocuk parası olsun , yeşil kart
olsun ve diğer yardım kuruluşlarından nasıl yardım alınır ne evrak istenir,
hangi muhtara hoş gözükmek lazım bunları araştırıyoruz.
İşte böyle sevgili günlük. Köyde her şey yolunda. Başımızdaki
idarecilerin istediklerini harfiyen uyguluyoruz. Çalışmıyoruz, üretmiyoruz,
düşünmüyoruz, çalışan insanları da kınıyoruz ki o da boşlasın çalışmayı. Ne de
olsa birileri bizim yerimize düşünür, bizim yerimize çalışır, bizi aç, açıkta
bırakmaz.
Hamdolsun…
Osman DEMİRTAŞ
Niğde