SOLAKLI KABİLESİ ve TARİHî KÖKENİ

                                                                       Kürşat Solak [kursat.solak@hotmail.com]

            Aksaray ili, Gelveri (Güzelyurt) ilçesi, İbrasar (Yaprakhisar) köyünde meskûn olan Solak soy isimli Solaklı kabilesi ile adı geçen ilçe merkezinde mevcut Sak soy isimli Solaklı kabilesinin aslı Niğde ili, Altunhisar ilçesi, Hasandağı Ulukışla’sı kasabasıdır. Oradan çıkış şöyledir; 1905 yılında Hasandağı’nda şiddetli bir deprem oluyor. Evler büyüklüğünde kayalar köyün üstüne yuvarlanıyor. Bu depremin sonucunda pek çok kişi Ulukışla’yı terk ediyor. O sırada Ulukışla’da Solaklı lakaplı,  Solakoğlu ve Melekoğlu isimli 2 kardeş [ya da amca çocukları yahut kök ifade eden iki nisbe] bulunmaktadır. Solakoğlu’nun Mehmet ve İbrahim isimli 2 oğlu Ulukışla’yı terk etmiyor. Solaklı’dan Melekoğlu denen kardeşin ise 3 oğlu var; Melek Ali,  Kasım ve Koca Solak Mustafa. Bu kardeşlerden Ali de Ulukışla’yı terk etmiyor. İşte bu Ulukışla’yı terk etmeyen dört Solaklı’dan türeyenler Demirgüneş, Güneş, Kızıldağ, Çetinkol, Dağdelen, Gökaltın gibi değişik soy isimleri ile bugün Ulukışla’da mevcudiyetlerini sürdürmekte ve ülkemizin değişik vilayetlerine de göç vermiş bulunmaktadırlar. Deprem sonucu Ulukışla’yı terk edenler, Kasım ile Koca Solak Mustafa önce Gelveri’ye gelip yerleşiyorlar. Nitekim bugün Ulukışla’daki Solaklı’da öteyüz’de [Hasan Dağı’nın Aksaray tarafı anlamında] akrabaları olduğu şuuru nettir. Gelveri’ye yerleşen Kasım ve Koca Solak Mustafa, 1919-1920 yıllarında Gelveri’de yaşanan Rum olayları sırasında Rumlara eziyet ettikleri gerekçesiyle haklarında önce tutuklama sonra da Gelveri’yi terk etme kararı veriliyor. [Burası Mondros’un 7. maddesi ile oldukça uyumlu bir bilgidir] Bunun üzerine Kasım Genidala Dağı’na çıkıyor ve çadır kuruyor. Bu yüzden Çadırın, Çadırlar lakabını alıyor. İstiklal Harbinden sonra da tekrar Gelveri’ye iniyor ve yerleşiyor. Onun nesli 1934 Soyadı Kanununda Sak soyadını alıyor. Saklar bugün Gelveri’de Çadırlar diye bilinmekte olup çoğu itibariyle Aksaray ve Ankara’ya göç vermişlerdir. Koca Solak Mustafa ise Gelveri’den sürgün üzerine önce İlemi’ye (Kitre) geçiyor. Orada Boz Osman Ağa isimli bir büyük, iki aslan bir posta sığmaz deyince Koca Solak Eskinoz (Uzunkaya) Eskiörenler mevkiine yerleşiyor. Orada bir müddet kaldıktan sonara İbrasar’a  kayanın dibinde yerleşiyor. Yerleştiği kaya dibi 1980’lere kadar onun İbrasar’da devam eden nesilleri, Uzun Hacı Hüseyin’den Şevket’in oğulları tarafından ambar olarak uzun süre kullanılmıştır. Merhum Şevket Solak’ın ağabeyi Mustafa Solak ikinci evliliğini yaparak Aksaray merkez köylerinden olan Asar [Bağlı -Yeniköy]’a göç etmiş ve ondan türeyen nesil de bugün Adem Solak muhtar olmak üzere mevcudiyetlerini Asar’lı olarak devam ettirmektedirler.

            İbrasar’daki Solaklı kabilesine bu lakabın veriliş sebebi ile ilgili olarak, bu kabilenin kullandığı soy isminin Solak olması akla gelen ilk düşüncedir. Bununla beraber, Solaklı kabilesinin geldiği yer olan Hasandağı Ulukışla’sında var olan Solaklılar, altı farklı soyadı sahibi olup Solak soyadını taşımadıkları halde aynen İbrasar’da olduğu gibi Solaklı lakabını kullanmaktadırlar. Ayrıca, Hasandağı Ulukışla’sından bir Solaklı olan Habib Demirgüneş, dağda bir araziye Solaklı’nın Eşme“ denildiğini  ve Solaklılar tarafından “davar yatağı“ olarak kullanıldığını bizlere aktarmıştır. O araziye bu ismin verilişi ile ilgili olarak da “kökten geliyor, biz ve büyüklerimiz bildik bileli o isim ile anarız“ demektedir. Aynı zamanda Solaklı’nın bilinen en eski dedeleri olan Melekoğlu ve Solakoğlu kardeşlerde  görüldüğü gibi bu kelime ve dolayısıyla Solaklı kavramı 180-190 yıl öncesine gitmektedir. Zira nüfus kayıtlarında Solakoğlu’nun ilk evladı olan Mehmet isimli oğlu 1276-1860 doğumlu olarak görünmektedir. Solakoğlu’nun 20 yaşında baba olduğu farzedilirse kendisi 1840 doğumlu olmaktadır. Ayrıca “Solakoğlu“ ifadesi, onun adı değil muhtemelen babasına ya da daha ötesine nisbeten almış olduğu bir lakabıdır. Bu durumda bu kelime, en az 20 yıl daha eskiye gider ki 1820 ve daha öncesi yıllara uzanır. Melekoğlu’nun ilk evladı olan Ali isimli oğlu ise 1271-1855 doğumludur. Günümüzde Solakoğlu’ndan türeyenler Solaklı olarak anıldığı gibi Melekoğlu’ndan türeyenler de –İbrasar’daki Solaklı Melekoğlu’ndan türemedir- Solaklı lakabı ile anılmaktadırlar. Bu durum, Solaklı lakabının Solak kelimesinden türeme değil başka bir nam oduğunu göstermektedir.

            Tarihte isimler ve namlar nesiller boyu akıp gelir. Nitekim Asya’dan akıp gelen Türkler beraberlerinde Anadolu’ya boy isimlerini, köy isimlerini, ırmak isimlerini vb. getirmişlerdir. Mesela Maveraünnehir’deki Seyhun-Ceyhun ırmakları Anadolu’da Seyhan-Ceyhan adını almış, Oğuz boy ismi olan “Yıva“ Aksaray’da köy ismi olmuş, aynı şekilde boy adları olan “Bayındır“, “Kınık“ kelimeleri İzmir’de ilçe isimleri olmuştur. Buna benzer daha yüzlerce misal vardır. Bunun gibi bir çırpıda 180-190 yıl maziye gittiğini söylediğimiz Solaklı namı da bir o kadar daha eskiye gider ve 350-400 yıl eder ki bu durumda onu tarihte aramak icab eder.

            Internet arama motorlarında basit bir arama yapılsa Solaklı namına karşılık olarak bir yörük aşireti, obası karşılığının geldiği görülür. Ancak tarihî belgelere dayandırılmış malumat bulmak oldukça zordur. Esasen tarihte bu isimli bir cemaat vardır. Günümüz tarihçilerinden Yusuf Halaçoğlu, Anadolu Aşiretleri isimli 4 ciltlik dev eserinde bu cemaatten bahseder. Söz konusu eserde müellif, 1453 ila 1650 yılları arası döneme ait şu an elimizde olan bütün Osmanlı belgelerini taramış ve tesbit ettiği bütün boy, aşiret, oymak, oba, urug, isimlerini, nerede, kaç hane olacak şekilde  bilgilerini vererek gün yüzüne çıkarmıştır. Buna göre Solaklı, Osmanlı’da bir cemaat-oba olarak karşımıza iki ayrı belgede çıkar. İlkinde, bu obanın 1485-1486 yılında Sivas’ta varolduğu ve Oğuzlar’ın Kayı boyunun Ulu Yörük taifesinin Karakeçili oymağından oldukları görülür. Diğer belgede bu obanın 1525-1526 yılında, Tarsus’ta var olduğu ve Oğuzlar’ın Bayındır  boyunun Kosun taifesinden oldukları görülür. Kosun taifesinin, Tarsus sancağında var olduğu bilgisi Faruk Sümer’in ’’Çukur-Ova Tarihi’’ adlı makalesinde de yazar.  

            Bilindiği üzere Anadolu tarihinde zaman içerisinde, boylar dahil olmak üzere geniş örgütlenme düzenleri bozulmuştur. Bunda, devlet yaptırımı önemli bir sebeptir. Zira, Selçuklu devletinin uyguladığı ’Büyük Oğuz Boylarını Parçalayarak  Değişik Yerlere Dağıtma Politikası’ Osmanlı devletinde de sürmüştür. Ayrıca otlak darlığı etken olmuştur. Doğa ve coğrafi çevre, belirli toprak başına yetecek çadır sayısını az çok belirlemiştir. Artık tüm göçebe boyların birlikte konup göçmesine Anadolu Yeni ve Yakınçağında imkan kalmamıştır. Boyların dağılması ile ilgili olarak Sümer, Celalî isyancılarının tahrip ve yağmalarının da etken olduğunu belirtir. Bütün bunların etkisiyle iller ya da eller ister istemez bozulmuş, parçalanmış ve perakendelenmiştir. Zamanla hangi oba hangi boyun alt koluydu, hangi boy hangi ulu elin bölüğüydü bilen kalmamış, isimlerinden de anlaşılmaz olmuştur. Mesela, ’yüzdenpare’, ’ortapare’, ’şarkpare’ şeklinde örgütlenmiş olan Orta Anadolu'nun Ulu Yörükleri dağılmışlardır. Büyük nüfus kitlesine sahip bu cemaatlerin bünyesinde ortaya çıkan bu dağılma ve parekende olma süreci sonunda asıl teşekkülden ayrılan obalar yeni buldukları ekinliklere göç etmiş ve yeni cemaatler -obalar ortaya çıkmıştır. Bu obalardan bazıları yeni isimler almışlardır. Bu süreç Osmanlı Tahrir Defterlerinden takip edilebilir. Bunun gibi, akıp geçen zaman aşiretlerin mevcudunu arttırmış ve hemen bütün geniş örgütlenme biçimleri gibi aşiretler de parçalanmışlardır. Nitekim bugün bütün Oğuz boy ve aşiret isimlerine Anadolu’nun dört bir yanında rastlamak mümkündür. Tarihçi Ali Sinan Bilgili, Osmanlı Döneminde Tarsus Sancağı Ve Tarsus Türkmenleri adlı eserinde, Kusun kolunun 1519 tahririne göre 84 obası varken bu rakamın 1572’de 128’e yükseldiğini yazar. Bu durum, esasen birbirine akraba olan bu topluluğun zamanla kalabalıklaşması ve parelenmesi ile ilgilidir. Bunun gibi adına her iki belgede de rastalanan Solaklı cemaati de dağılmıştır. Bazı pareleri de Orta Anadolu’da yayıldılar. Muhtemelen bu parçalardan bir uzantı Hasandağı’na geldi, kondu ve Hasandağı Solaklı’sının uzak cedlerini oluşturdular. Ancak Hasandağı Solaklı’sı bu iki Solaklı cemaatinin hangisinden bir parçadır? Araştırmalarımızda buna cevap olabileceğini düşündüğümüz bilgilere rastladık. Faruk Sümer, Ankara Üniversitesi Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi Tarih Araştırmaları Dergisinde yazmış olduğu, kitap hacminde, 100 küsur sayfalık ’’Çukur-Ova Tarihi’’ adlı makalesinde, II. Bayezıd döneminde Tarsus ve İçel bölgelerinde ikamet eden teşekküllere mensup bir çok aşiretin oralardan kalkarak Konya, Aksaray ve Koçhisar bölgelerinde yurt tutmuş oldukları bilgisini verir. II. Bayezıd döneminde (1481-1512) ve sonrasında Tarsus’ta, Solaklı isimli cemaate rastlandığını yukarı satırlarda Halaçoğlu’nun eserinde görmüştük. Bu durumda, kuvvetle muhtemel, Tarsus’tan Konya, Aksaray ve Koçhisar bölgelerine göç edenler içinde, Tarsus’taki Solaklı cemaatinden de pareler vardı ve onlar günümüz Hasandağı Solaklı’sının kökü oldular. Bununla beraber bu iddiamızı güçlendirecek şekilde, Sümer, aynı makalesinde Çukurova’dan Dündarlı, Bulgarlu aşiretlerine mensup mühim kolların XV. yüzyılda Niğde vilayetine göç edip orada oturduklarını belirtir. Nitekim günümümüzde, Niğde merkeze bağlı Dündarlı isimli bir kasaba bulunmaktadır. Ayrıca Ahmet Refik Altınay, Anadolu’da Türk Aşiretleri adlı eserinde Osmanlı Divan-ı Hümayun’u Mühime Defterlerinden çıkardığı bilgilere göre Tarsus’ta kışlayan Bozdoğan aşiretinin de Hasan dağı’na oturmuş olduğunu yazar. Aynı eserinde Ahmet Refik, İçel ve Adana yörüklerinden Kara Hacılu ve Tekeli aşiretlerinin yaylak ve kışlak bahanesi ile Aksaray ve Niğde havalisine gelip ahalinin harmanlarını basıp dağıttıklarını anlatır. Öyle anlaşılmaktadır ki, o yıllarda güneydeki konar göçer aşiretler, yerleşmek için kendilerine aynı mıntıkayı yani Hasandağı’nı da içine alan Konya-Niğde-Aksaray-Koçhisar bölgesini seçmekteydiler. Bu konuyla ilgili en tanıdık misal ise İbrasar kabilelerinden ikisi olan Köselü ve Cözüklü kabilelerinin, köyümüz hafızasına ve bazı araştırmalarımıza göre Aksaray’a güney yönden gelmiş olmalarıdır. Ayrıca yukarı satırlarda belirtildiği gibi, Halaçoğlu, Tarsus’taki Solaklı cemaatinin, Oğuzlar’ın Bayındır boyunun Kosun-Kusun taifesinden olduğunu Osmanlı arşivlerine dayanarak ortaya koymuştur. Kusun ile ilgili olarak, Sümer, yukarıda adı geçen makalesinde, Tarsus’un ikinci yöresi olan Kusun, Tarsus’un az kuzey doğusunda olup burası Gülek boğazına dek uzanıyor, Orta Anadolu’ya giden tarihî ana yol Kusun yurdundan geçiyordu demektedir. 1519’da Kusunlar 84 cemaatten oluşmaktaydı. Solaklı obası bunlardan birisidir. Bu oba XVI. Asrın ilk yarısında 10 hane olarak görülmektedir. Osmanlı tarihçisi olan Aşıkpaşazâde, tarihinde, Kusunlar, “Varsak Oymağı”dır ifadelerini kullanır. Ayrıca Tarsus Türkmenleri’ne genel manada Varsak denir. Bu bilgiler Kusunlar’ın Varsaklardan olduğunu gösterir. Bu durumda, bir Varsak Oymağı olduğunu öğrendiğimiz Kusunlar’ın Orta Anadolu’ya doğru göç ettiklerini, Sümer’in makalesinde geçen şu örnekler gösterir; Varsak isimli bir taife, Karapınar-Ereğli yolu üzerindeki Karacadağ yakınında yaşamakta olup, 1518 tarihinde 169 haneden müteşekkil idi. Bundan başka başlıca Aksaray ile Konya arasında topraklarda meydana gelen Eski-İl (Eskil) kazasında I. Selim döneminde 19 hanelik Hoşkadem Varsakları, Aksaray yöresinde 9 haneli Varsak İlyaslu yahut Alilü cemaatleri görülmektedir. Yine Niğde bölgesinde 7 hanelik Tura Hanlu adlı bir Varsak cemaati de vardır. Nitekim günümüzde, Niğde merkeze bağlı İçmeli kasabasında Farsaklar isimli bir sülale bulunmakta ve menşeîlerinin Adana olduğunu söylemektedirler. Tarihçi Prof. Bilgili, Osmanlı Devleti’nin bölgede kontrol ve asayişi sağlayabilmek için Tarsus ve Niğde Alaybeyliklerine Varsak Türkmenleri’nin en kalabalığı olan Kusunlu ve Ulaşlu beylerini atadığını belirtir. Bütün bunlar, içerisinde Solaklı isimli obayı da barındıran Varsak-Kusun cemaatlerinin Hasandağı Solaklısı’nın menşeî olan Niğde bölgesine göçle gelmiş olabileceğini gösteren bilgilerdir. Daha da ötesi, tarihçi Şehabettin Tekindağ, Türk Tarih Kurumu Belleten Dergisinde neşrettiği, “II. Bayezıd Devrinde Çukurova’da Nüfûz Mücadelesi” adlı makalesinde, incelediği Osmanlı Tahrir Defterlerinden yola çıkarak Varsak taifesine ait, Niğde’de tımar araziler olduğunu yazmaktadır. Bilgili, adı geçen eserinde, XVI. Asırda Tarsus civarı ve Bulgar (Bolkar) dağında mevcut olan Varsak-Tarsus Türkmenleri’nin, zamanla, İç-il, Taş-il, Niğde, Kırşehir, Kayseri, Bayburt, Teke, Isparta, Larende’ye yayıldıklarını yazar. Bütün bunlar, Solaklı cemaatinin var olduğu Tarsus ile Niğde’nin, mâzide, ne denli iç içe olduğunun göstergesidir. Varsaklar’ın, II. Bayezıd döneminde, Şehzade Cem olayına aleyhte olmak üzere karıştıklarından dolayı üzerlerine şiddetle hücum edildiğini ve bu yüzden bulundukları Çukurova’dan dağıldıklarını, kendilerine Osmanlı kaynaklarında Varsak-ı Pür Nifâk (Nifak dolu Varsaklar) denildiğini, yine Şehabettin Tekindağ, İstanbul Üniversitesi Tarih Dergisi’nde yayınladığı, “Fatih Devrinde Osmanlı-Memlûklu Münasebetleri” isimli makalesinde bizlere aktarır.

             Halaçoğlu’nun eserinde görülen ve 1485 yılında Sivas’ta mevcut Oğuz Kayı boyunun Ulu Yörüklerinden olan Solaklı cemaati de yukarı satırlarda yazıldığı üzere Anadolu’da parçalanmıştır. Hasandağı Solaklı’sının bu yörüklerden olma ihtimali de vardır. Nitekim, Oğuz Aktan isimli bir tarihçimiz I. Akdeniz Yöresi Türk Toplulukları Sosyo-Kültürel Yapısı (Yörükler) Sempozyumu’nda sunduğu “Güney Anadolu'da Depreşen ve Dinen Konar-Göçer Asabiyeti” adlı bildirisinde ’yüzdenpare’, ’ortapare’, ’şarkpare’ şeklinde örgütlenmiş Orta Anadolu'nun Ulu Yörükleri’nin dağıldığını ve dağıtıldığını, alt kollarından biri olan Solaklı cemaatine bugün Toros dağları Anamas Yaylasında, Antalya’da, Ege'de ve Adana'da rastlandığını belirtmektedir. Ayrıca 1713'te Solaklar ve Solaklı cemaatlerinin İçel'de iskan olundukları bilinir. Bütün bunlar, zamanla yer değiştirmek suretiyle birbirlerine olan nisbî mekânsal konumlarının değiştiğini ve birbirlerinden koptuklarını gösterir. Bu durumda Orta Anadolu’da dağılan Ulu Yörükler’in ve onların bünyesinde yer alan Solaklı cemaatinden bir parenin, bir uzantının Hasandağı’na da konmuş olması da muhtemeldir. Ancak Karakeçili Aşireti üzerine yazılmış, bizim tetkik edebildiğimiz araştırma makaleler, Sivas’tan yayılan Karakeçililerin Ankara’ya kadar indiklerini, daha çok Ankara ve kuzeyindeki hatla beraber batıya doğru yayıldıklarını ifade ederler. Dolayısıyla bu ilmî makalelerde söz konusu aşiretin Niğde-Aksaray tarafına yayıldıkları bilgisi yoktur. Bununla beraber tarih ilmi, daha çok, genelin bilgisidir. Bu durumda Karakeçili Aşireti genel olarak belirtilen mıntıkalarda yayılmış olmakla beraber içlerinden bir ya da bir kaç hane istisna teşkil etmiş, Hasandağı’na ulaşmış olabilir.

            Netice itibariyle Hasandağı Solaklı’sı, yüzlerce yıl öteden getirdiği Solaklı namıyla bir Türkmen-Yörük aşireti ile alakadardır. Menşeîleri bu yazımızda anlatmaya çalıştığımız gibi Tarsus sancağı da olabilir Sivas sancağı da. Hayat bize her gün yeni bilgiler sunmakta..

            Günümüzde Solaklı Yörükleri, yoğunlukla Antalya, Isparta ve Toroslar’da bulunmakta ve aşiret şuuru taşımaya devam ederek her yıl toplandıkları Dumanlı yaylasında şenlik yapmaktadırlar. Ayrıca Adana’da ve Kozan dağı çevresinde Solaklı isimli köyler bulunmaktadır.

                                                                     

CEMAAT

TAIFE

GRUP

BOY

S

H

M

YURT

SANCAK

KAYNAK

Solaklu Cemaati

Kosun Taifesi

Kosun

Bayındır

T

9

1

Günyalu köy m. der nezd-i Danişmendköy

Tarsus S.- Kosun Nah.

BOA, TD, nr. 969, s. 605, sene 932 (1525-26)

Solaklu Cemaati

Ulu Yörük Taifesi

Kara Keçilü

Kayı

T

26

14

-

Sivas (Eyâlet-i Rum) S.

BOA, TD, nr. 19, s. 366, sene 890 (1485-86)

 

Yusuf Halaçoğlu’nun Anadolu Aşiretleri adlı eserinde verilen bilgilere göre oluşturulmuş tablo.

 

 

 

GÖÇEN AŞİRET

 

 

GÖÇ KALKTIĞI YÖRE

 

 

 

GÖÇÜLEN YÖRE

 

DÜNDARLU AŞİRETİ

 

 

ÇUKUROVA

 

 

NİĞDE

 

BULGARLU AŞİRETİ

 

 

ÇUKUROVA

 

 

NİĞDE

 

BOZDOĞAN AŞİRETİ

 

 

ÇUKUROVA

 

 

HASAN DAĞI

 

KUŞTEMUR AŞİRETİ

 

 

ESKİL

 

NİĞDE

 

 

KOSUN-VARSAK

[SOLAKLI'YI İÇERİR]

 

 

TARSUS

NİĞDE                                                                 AKSARAY                                                               ESKİL                                                                       KONYA                                                                 KARAMAN                                                         KIRŞEHİR

 

1525-6 Osmanlı kayıtlarında Tarsus'ta karşılaşılan Solaklı cemaatinin ve bazı diğer aşiretlerin Niğde ve havalisine göçlerini gösterir tablo.