TOHUMLARIN VEHAMETİ
(BU YAZI TÜRKİYEDE ÜRETİM İÇİN
DAYATILAN TOHUMLARIN VEHAMETİ İLE İLGİLİ NİĞDE HABERCİ GOOGLE GRUPTAN BİR
ALINTIDIR.)
Kış aylarında domates tüketimi maalesef bir önceki yıla oranla artarak devam
etmektedir. Yerli salatalık tohumu bulmak hemen hemen imkânsız. Önce çiftçilerin
eğitilmesi gerek. Birde ulusal tarım politikaları tamamen değiştirilmeli.
Uygulamadaki tarım uygulamaları İMF yönlendirmesi ile oluşturulmuştur; İMF de
sözünü ettiğin tohum tekellerinin hakimiyeti altındadır.
Öncelikle Arjantin, Brezilya, Venezüella gibi İMF ile ilişkilerini kesme
cesaretini gösterecek, tüm emperyalist tavırlara karşı çıkacak yönetimlere
ihtiyacımız var.
Niğde için bir tehlikede, Bilinçsiz Tarımsal faaliyetler; Patates üretiminde kullanılan
azotlu ve nitratlı gübreler Toprağı zehirlediği gibi yeraltı sularımızı da
azot, nitrik ve nitrat ile kirletmektedir.
ABD de yapılan araştırmalarda bu gübrelerin aşırı kullanımı kadınlarda düşük
yapar, çocuklarda "mavi bebek sendromu " denen hastalığa, beyne giden
oksijen miktarında düşüşe neden olduğu bildirilmektedir. Niğde Misli Ovasında 1
Dönüme 1000 kg gübre atıldığına göre (uzmanlar Maksimum 100 kg olmalı der)
varın siz düşünün olayın vahametini.
Prens Charles’ın Türkiye ziyaretini herkes başka bir açıdan değerlendirdi. Kimi
için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranlığı, benim için ise ayrılırken
uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebze önemliydi.
Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde.
Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların.
Evet, Prens yanılmıyorsam Kaz Dağı'nda kendisi için yetiştirilen organik
sebzeleri ülkesine götürüyordu.
Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli kraliyet ailesinin sebzesini
yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş.
Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat
ile aralarında şöyle bir konuşma geçtiğini hatırlıyorum;
Cumhurbaşkanı Talat, Toptan'a bir yemek sırasında 'Türkiye'de en son yediğim
domateslerin tadı hala damağımda' demişti. Bu konuşma üzerine Toptan, Talat'a
'En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri göndereceğim' sözü
vermişti.
Meclis Başkanı Toptan kendisinden sonra Kıbrıs'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül'e hormonsuz domatesleri emanet ediyor, Cumhurbaşkanı Gül de Toptan'ın bu
masum ricasını yerine getiriyordu.
Meclis Başkanı Toptan'ın Ankara'da ancak bir hafta araştırma sonucunda
hormonsuz domates bulabildiğini de okumuştum o dönemde. Nasıl bir tehlikeyle
karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız?
Gelelim işin teknik meselesine.
1- Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda
2- 115 bin kişi çalışıyor.
3- 70 tane üniversitemiz,
4- 30 tane ziraat fakültemiz,
5- 50 tane tarım araştırma enstitümüz,
6- 10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.
Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.
Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.
Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun haberleri
biraz vurguncu olabilir ama İsrail tohumu olayının kesinlikle öbür madalyon
tarafı da var.
İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates
yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından okumuştum.
İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp
şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...
Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.
Gelelim başka doğrulara.
Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.
Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz. Bir gram tohumun
fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.
Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma
dönemiyorsunuz.
Genetik tohum o toprağa da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak
zorundasınız.
50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen
kullanılmaz hale geliyor.
Buna en güzel örnek Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir
bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için
artık patates ekimine izin verilmemesidir.
Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava...
Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da
garanti altına almış oluyor.
Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir
patent sistemi işletiliyor.
Ne korkunç. Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslararası
mahkemede yargılanacak!
Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki
Irak'tır.
İkincisi de biz !!!!!!!!!!!!!!!!!!!.
İbrahim
Demirkan
İstanbul