ULUKIŞLA’DA DİL

Köyümüzün asıl “orijinal karakteri” bence Ulukışla’nın dili ve okumaya olan düşkünlüğüdür.
Ulukışla söz dağarcığında e-i değişimi olmamıştır. Eyi sözcüğü iyi’ye geymek sözcüğü, giymek sözcüğüne dönüştürülmemiş eski durumuyla kalmıştır.
Buna karşın i-e değişimine sıkça rastlanır. Örneğin irmek=ermek, gice= gece, virmek =vermek gibi. Çevremizdeki köy ve kasabalarda bazı kelimelerin ön heceleri “virdim, didim, yidim” şeklinde söylenmesine karşın Ulukışla’da bu sözcükler “verdim, dedim, yedim” biçiminde söylenmektedir.
Pek çok kaynakta Kemali Baba’ya söyletilen “didiler” ve benzeri sözcükler yanlıştır.
d-t değişimi Türkçe’de yaygın olmasına karşın Ulukışla’da az da olsa eski bçimiyle söylenmektedir. Ör: taş sözcüğü daş, tutmak sözcüğü dutmak biçiminde söylenir.
Türkçe’deki kurallı değişimlerin de pek çoğu Ulukışla söz dağarına girmemiştir. Ör: ağlayıyor, gelmeyiyor, oynayıyor biçiminde söylenen sözcüklere sıkça rastlanır.
Eski Türkçe’de bulunan yorır bileşik eylemi “geliyorurum” biçiminde bazı ailelerde halen kullanılmaktadır.
Ancak İstanbul ağzı dışında tüm Anadolu ağızlarında ve Türkçe’de olduğu gibi; örneğin “Verdin mi?” tümcesindeki “n” sesi “ng” sesiyle genizden söylenmektedir.
Batı Türkçesi’nde t-d değişimi kelime başlarında olmasına karşın, Ulukışla dilinde takılarda da olmaktadır. Ör: “baktım” sözcüğündeki “t” ünsüzünün “d”ye dönüşmesidir.

Ali Kıllınçsoy

İzmir - 2012