Sevgili Hemşehrilerim,

 

            Sözlerime başlamadan önce anlatma yeteneğimin zayıf olduğunu belirterek yazıdaki yanlışlardan dolayı şimdiden affınıza sığınıyorum

            Ulukışla; iyisiyle kötüsüyle, Mahmutuyla Irzasıyla, dağıyla taşıyla, yaylasıyla ovasıyla……. hepimizindir. Bunu değiştiremeyiz, aslında değiştirmek de istemeyiz. Çünkü kasabamızı çok seviyoruz. Burayı sevmek bizim alın yazımızdır. Öyleyse hepimizin görevi kasabamızın gelişmesine ve burada yaşayan  insanların daha iyi bir yaşam sürmesine yardımcı olmaktır.

            Kasabamzın İnternet sitesinden öğrendiğime göre kasabamızda  yaşayan 100 – 120 yoksul aileye yardım amacıyla site yöneticisi arkadaşların önderlik ettikleri bir kampanya açılmıştır. Bu çabalarından dolayı onları tebrik etmemek elde değil. Sağolsunlar, var olsunlar.

            Biz Niğde -Ulukışlalılar derneği olarak, bundan önceki yıllarda, her Ramazan ayında buna benzer yardım kampanyaları düzenledik. Her yıl mahalle muhtarları aracılığıyla tesbit edilen yoksullara yardımda bulunduk. Ancak bu yapılan yardımlar bile hepinizin bildiği gibi çeşitli dedikodulara yol açmıştır. İnşallah açılan yeni yardım kampanyası hakkında, malum çevrelerce yeni dedikodular üretilmez.

            Geçen yıl dedikodulara meydan vermemek için yoksullara  yardım yerine, Kasabamızın okulunun fotokopi makinasını tamir ettirdik. Ama her yıl bizlerden Ramazan ayında yardım almaya alışmış olanların birçoğu bizlere neden geçen yıl yardım paketi alamadıklarını sordular. Bunu anlatmamın nedeni; site yöneticisi arkadaşların şimdiden gelecek yıl için de hazırlıklı olmalarını konusunda uyarida bulunmaktır.

            Ancak bu arada gözlerden kaçan bir şeyi de unutmamak gerektiği kanısındayım. Acaba yapılan bu tür yardımlar insanları tembelliğe ve hazır yiyiciliğe alıştırmıyor mu? Böyle, doğrudan ellerine verilen yardımların yerine başka alternatifler bulunamaz ? Bu konuyu uzun uzun düşünmek gerekiyor bence. Kasabamız halkını İ.M.F, Dünya bankası, ve benzeri yardımlara muhtaç etmeden, çalışarak kendi alınterleriyle kazanarak,ayaklarının üzerinde durmalarını sağlamak en önemli görevimiz olmalıdır.

            Ben şahsım olarak, Almanya’dan döndüm döneli kasabamızdaki emekçilerin (tarımla uğraşanların) ürettikleri ürünlerini çoğu zaman yok pahasına elden çıkarmaları, emeklerinin karşılığını alamamaları beni çok derinden üzmektedir. Halkın ürettikleri ürünlerin değerlendirilebilmesi için ne yapılması gerektiğini uzun uzun düşündüm. Aslında sanıyorum bunun bir çaresi de var. Kasabamızda kurulmuş olan hazır bir Tarımsal Kalkınma Kooperatifi var. Bu kooperatifin işlerlik kazanmasıyla yetiştirilen ürünler değerlendirilebilir. Ancak bu kooperatife şu ana kadar kimse sahip çıkmamıştır. Kooperatifin genel kurulu bile parasızlık ve ilgisizlik yüzünden yapılamamıştır.

            Köye her varışımda nabız yoklamak amacıyla bu konuyu açar, çeşitli kişilerle bu kooperatifin canlandırılması, her ailenin kooperatife üye olması gerektiğini dilimin döndüğünce anlatmaya çalışırım. Konuştuğum hiç kimse buna itiraz etmedi.

            Kısaca; eğer kooperatifimize işlerlik kazandırılıp yetişen ürünler tek elden toplanarak pazarlanırsa sanırım halkımız için hayli kazançlı olur. Bunun için ilk olarak kooperatif aracılığıyla bir üzüm sıkma makinası ve bir de fasulye temizleme selektörü alınıp hizmete sokulması en öncelikli faaliyet olmalıdır.

             Koopertifin hayata geçirilmesi hususunu kasabamız halkından olup ta dışarıda oturan hemşehrilerimle de görüştüm. Onlar da bu konuya çok olumlu yaklaştılar ve her türlü desteği vereceklerini söylediler. Bunlardan da cesaretlenerek bu konuyu hepinizin bilgisine sunuyorum. Somut öneri ve görüşlerinizi bildirmenizi, kooperatifimize işlerlik kazandırılmasında hepinizin destek ve katkılarını bekliyorum.

           

Saygı ve selamlarımla

Hasan Duruöz - Niğde