Belediyemizin ve
Derneklerimizin organize etmiş olduğu ve Bu yıl 8. sini kutladığımız Hasan Dağı
Ulukışla Kasabası Yayla Festivaline hoş geldiniz.
Dileğimiz yayla
geleneklerimizi yaşatmak ve hoşça vakit geçirmenizdir. Yaylacılık,
eskiden yöre halkı için hayatın önemli bir parçası iken, son yıllarda değişen
yaşam şartları, iklim değişiklikleri, nüfus artışı bunlara paralel olarak
ekonomik zorluklardan dolayı çok yüksek orandaki göç, yaylacılığın da büyük
ölçüde terk edilmesine neden olmuştur. Yaylacılık
kültürünü anlamak, insanların toprakla ve doğayla ilişkisini güçlendirmek,
bununla birlikte yaylacılık geleneğinde yaşam bulan çeşitli kültürel aktivitelerin tanıtılması
amaçlanmıştır.
Ben
bu konuşmamı tüm Ulukışla Kasabası Dernekleri adına yapacağım için, aktaracağım
bilgiler Derneklerimizin ortak görüşü ve Dernekçilik le
ilgili konular olacaktır.
Büyük şehirlere
olan yoğun göçten dolayı, Son on yıl içerisinde dernekleşme çabaları tabana
yayıldı. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan köyüne, baba yurduna özlem duyan
gurbetçilerimiz birlik ve beraberlik içinde ve katılımcı bir anlayışla
toplumsal sorunların daha kolay çözülebileceğini gördüler. Dolayısıyla,
neredeyse her köyün halkı bir araya gelerek bu tür çalışmalara katkı sağlıyor.
Bunların içinde
dernekçiliği sivil toplum etiğine uygun olarak yürütenler olduğu gibi sırf “dernek
kurulmuş desinler” maksadıyla kurulmuş dernekler de, dernekçiliğin ekip
çalışması olduğunu unutup tek başına derneğim diyenler de, dernek
aktivitelerini siyasi şova çevirenler de olabiliyor. Tabi ki, bu duruşlar
derneklerin gayri ciddi kurumlar gibi görülmesine sebep olmakta, insanları
derneklerden de dernekçilikten de soğutmaktadır.
Oysa
şu unutulmamalıdır ki 1918-19 yıllarında vatanımızı işgal eden emperyalist
ülkelerin zulüm ve baskılarından korunmak için bir çok
yararlı (cemiyetler) Dernekler kuruldu, Erzurum, Sivas kongrelerine bu cemiyet
temsilcileri de katıldılar ve kurtuluş savaşında aktif rol oynadılar.
İstihlas-ı Milli Kadınlar Cemiyeti : İstanbul, 24 Kasım 1918
Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti :Sivas, 10 Aralık 1919 Bu
cemiyetin Konya, Niğde, Burdur, Aydın, Erzincan, Kayseri, Kastamonu, Eskişehir,
Amasya, Yozgat, Pınarhisar, Viranşehir ve Kangal'da şubeleri kurulmuştur.
Sadece ikisini örnek
vermemizin sebebi bu cemiyetleri kadınlarımızın kurmuş olması, zira dernekler
erkeklerin yönetiminde, kadınlarımızın aktif olarak dernek yönetiminde yer
almalarının sağlanması kaçınılmazdır.
Onların sayesinde derneklerimizin daha faydalı ve etkin olacağına yürekten inanıyoruz.
Kasabamız da çok
büyük oranda göç veren beldelerden biridir, bu göçün sonucu olarak da Önce
İstanbul derneğimiz oluşmuş, ardından Niğde, İzmir ve en son olarak da Avrupa
derneğimiz aramıza katılmıştır.
Dernekler birer ( STK ) Sivil Toplum
Kuruluşlarıdır Çünkü Dernekçilik en kısa ve öz olarak. “Topluma
karşılıksız hizmet etmek” demektir.
Dernekler
bireylerin ve toplumların kendi geleceklerini şekillendirmesine katılma
çalışmasının araçlarıdır. Bu yüzden dernekler gerekli ve geleceğimiz için
önemlidir.
Geleceğin
şekillendirilmesinde üzerimize düşeni yapmazsak, geleceğimizi mutlaka başka
birileri şekillendirecektir.
Bize göre
ülkemizde Sivil Toplum hareketleri yeterince etkin değildir.
Dernek siyasetle
uğraşmaz.” Bu madde her derneğin tüzüğünde yer alır. Dernekler her siyasetin
üstündedir; çünkü, her siyasi görüşten insanı içinde
barındıran, toplumun tüm problemlerini tarafsız bir duruşla rahatlıkla
görebilen ve yeri geldiğinde savunmasını yaparak çözüme giden kurumlardır. Bu
yüzden tek bir siyasi görüşün taraftarıymış gibi durmak farklı görüşteki
insanlara saygısızlık anlamını taşıyabileceği gibi tarafsız olabilmeyi de
dernekçiliğin gelişmesini de engeller.
Bize göre Toplumu
oluşturan tüm bireylerin Derneklere katılması
gereklidir
Toplum bireylerden
oluşur ve hiç kimse toplumdan uzak tek başına yaşayamaz. Bu yüzden toplumu
oluşturan bireylerin toplumsal sorunlara kayıtsız kalmaması ve tabi ki
derneklere katılması, destek vermesi
gerekir. Dernekleri benimsemek
demek, kişinin içinde yaşadığı toplumun değişim sürecinde bir seyirci olmaktan
çıkıp, toplumsal değişim olgusuna aktif katkıda bulunmaya karar vermesi
anlamını taşır.
Bireysel ve Kurumsal sorumluluk almalıyız Bu sorumluluğu almamanın
tehlikeleri vardır.
Toplumsal
başarıya bilinçli olarak katkıda bulunabilmek için öncelikle “Sosyal
Sorumluluk” hissetmek gerekiyor. Sosyal sorumluluğun önemine, eminim ki hepimiz katılırız.
ama uygulamaya yani bir şeyler yapmaya gelince ya
zamanımız olmaz ya da benzer mazeretlerin arkasında kalırız.
Sorumluluk
almayıp, topluma karşı görevlerimizi yapmadıkça; ne yazık ki, her geçen gün
yabancılaştığımız bireyler, meslekler, ilkeler ve kurumlarla dolu bir toplum
kaçınılmaz olur.
Toplumsal
değerlerimizin bir bir yok olduğuna üzülerek şahit
oluruz. Farkında olarak ya da olmaksızın katkıda bulunduğumuz toplumsal
yozlaşma ve kirlenmeden yakınmaların artmasıyla birlikte güven duyguları da
sarsılır, güven kavramı da daha sık telaffuz edilir hale gelir. İşte bunlarda Bireysel ve
Kurumsal Sorumluluk almamanın tehlikeleridir.
Ulukışlalılar
olarak, birey, kurum ve insan olarak Yukarda saydığımız nedenlerden dolayı
toplumsal sorumluluğumuzu almalıyız ve derneklerimize destek vermeliyiz. Derneklerimizin
kendi içlerinde ciddi soruları var, bunun en büyük sebebi de ilgisizlik, neme
lazımcılık, ciddiyetsizliktir ve sorumsuzluktur. Derneklerimiz kendi içlerinde
bu sorunların üstesinden gelmeye çalışırken.
Kasabamız ile
ilgili her konuda birlikte hareket etmeli, sorunları birlikte tartışmalı ve
çözüm yollarını da birlikte bulmalıdır.
Kişilerin ön plana çıkması veya kendi
isimlerini ön plana çıkarmaya çalışmak, büyük küçük yapılan hizmet ve
eylemlerini şova dönüştürmek dernekçilik de ve Toplumsal anlayışın içinde asla
yoktur.
Bu tür
hareketler Kısır çekişmeler yaratır, ikilik doğurur dolayısıyla başarı da
ortadan kalkar.
Bundan 5 ay
kadar önce birkaç arkadaşımızın fikirleri ile ortaya çıkan ve tartıştığımız,
ağaçlandırma projesini gerçekleştirmek istiyoruz. Tabiî ki bu projeyi
gerçekleştirmek için önce 4 derneğimiz ve Belediyemiz ile 5253 Sayılı Dernekler
Kanununun 25. Maddesine göre Platform oluşturacağız. Bu platform kararları
doğrultusunda kampanya başlatacağız. Proje 600 Hektarlık alanı kapsayan bir
projedir ve Kasabamız hatta ülkemiz için önemlidir. Kasabamızın
ağaçlandırılması, en azından 3-5 kişiye iş kapısı demektir. Küresel ısınmayı da
dikkate alırsak önemi kat kat artmaktadır.
Tabiî ki bu
proje için Çevre ve Orman Bakanlığımızın, Sayın Valimiz, Kaymakamımız, İlçe
Belediye Başkanımız, Sayın Bölge Millet Vekillerimiz ve Tüm Kurum kuruluş ile
halkımızın desteğini beklemekteyiz.
Küresel
ısınmadan dolayı ilgili Devlet Kuruluşlarımızın ağaçlandırma çalışmaları var bu
nedenle:
Dernekleri, devletle birey arasında bir köprü olarak görmek lazım. Gerek kişiler arası, gerekse kurumlar arası işbirliği ve ekip çalışması,
uygulamayla geliştirilebilen, iyileştirilebilen kavramlardır. Devlet her şeyi
düzenlemeye, organize etmeye, yönetmeye yeltendikçe, sosyal sermayeyi oluşturan
insanların motivasyonu zayıflamakta, insanların bir
diğeriyle işbirliği yapma yetenekleri körelmektedir. Bunun sonucu, insanlar her
alanda devlete bağımlı hale gelmekte ve her şeyi devletten bekleme
alışkanlığını edinmektedirler.
Bu
anlamda dernekler devletin yetişemediği alanlarda en büyük yardımcıları
konumunu üslenir.
İşte
bu nedenle biz projeyi hazırlayacağız. Ve Tüm kurum ve kuruluşlarımızdan
kişilerden yardım bekleyeceğiz.
Zaman
birlik beraberlik zamanıdır, buna kasabamızın ve ülkemizin çok ihtiyacı vardır,
kısır çekişmelerden, dedikodudan vazgeçelim, çok çalışalım diyoruz ve bizi
dinlediğiniz için sizlere teşekkür eder, Niğde-İstanbul-İzmir ve Avrupa
Derneklerimiz adına iyi eğlenceler diler saygılar sunarız.
NİĞDE-İZMİR-İSTANBUL VE AVRUPA
DERNEKLERİ ADINA
Ali TUNÇDEMİR
İst. Dernek Başkanı