Saygıdeğer Gönül Dostları,
Önümüzdeki Kurban Bayramıyla ilgili bazı konuları hatırlatmak istedim.
Kurban ibadeti; kitap, sünnet ve icma ile sabit olmuştur. Kurban; varlığımızın
şükrü ve Allaha yaklaşmak demektir. Fıkıh anlamı ise; Belli vakitlerde, belli şartları
taşıyan hayvanı, Allaha yaklaşmak maksadıyla, Allah adına boğazlamak demektir.
Kurban, islamdan önceki toplumlarda da vardır. Ancak bize, atamız İbrahim
Peygamberden bu yana, kalan bir ibadettir.
Arefe günü sabah namazının farzından sonra başlayıp, bayramın dördüncü günü
ikindi namazının farzından sonra bitecek olan teşrik tekbirlerinizi getirmeyi
unutmayınız. (Allahüekber Allahüekber, Leilehe ilallahü vallahüekber,
Allahüekber velillehil hamd) Ayrıca, arefe günlerinde mezarlıkları ziyaret
etmek bizim toplumumuzda bir gelenek haline gelmiştir. Kabir ziyaretlerimizi
çoluk ve çocuklarımızla birlikte yapmayı unutmayalım. Para karşılığı, kimseye
kabir başında Kur'an okutmayalım. Bunun yerine kendi bildiğimiz ayet ve duları
okuyalım. Ya da içimizden geldiği gibi dualarda bulunalım. Mahallemizdeki
kimsesiz, yaşlı ve hastalara mutlaka ziyarette bulunalım.
Bayram sabahı namaza giderken, yanımızda küçük çocuklarımızı da götürelim.
Onlar da, bizlerin inanç, adet, gelenek ve göreneklerine alışsınlar. Bayram
namazından çıkışta, özellikle dargın olduklarımızla barışmanın gayreti içinde
olalım. Anne ve babalarımızın ellerini öpelim, onların hayır dualarını almaya
çalışalım. Gelemeyecek olanlar, mutlaka telefonla arayıp, bayramlarını
kutlayarak, hayır dualarını alsınlar.
Kurban keserken, ayetleri bilemeyebiliriz, bu çok önemli değil, ama mutlaka
"BİSMİLLEHİ ALLAHÜEKBER" demeyi unutmayalım. Kurbana eziyet vermeden,
bilinçli olarak keselim. Etlerinden, fakir fukaraya, kesemeyenlere vermeye
çalışalım.
Kurban derisini, kesen kişiye, kesme ücreti karşılığı olarak vermeyelim. Çünkü
deri, kurbandan bir parçadır. Toplamakla görevli olan yerlere vererek
değerlendirelim. Ya da kendimiz (post, seccade vb.) kullanalım.
Geçmişlerimizden bize, eğer ben öldükten sonra benim adıma kurban kes diye mal
bırakıp vasiyet edenler varsa, bunların kurbanlarını da, arefe günü
değil,kurban bayramı günlerinde keselim. (1.2.3.günlerde, ama 1.gün kesmek daha
faziletlidir.)
Kurban yerine parasını bağışlamak, yani kesme yerine parasını birine vererek
yardımda bulunmak, kurban yerine geçmez, sadaka yerine geçer. Ancak bu konuyu
şununla karıştırmayalım. Vatandaşlarımızdan kurban bedeli olarak bağış
toplayıp, kurban kesen dernek, vakıf ve kuruluşların (Türk Hava Kurumu, Diyanet
Vakfı, Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumları, Mehmetçik Vakfı, Kimse Yok mu?, Deniz
Feneri vb.) yaptıkları doğrudur. Çünkü bunlar, topladıkları kurban
bedelleriyle, kurban kesmektedirler. Hatta bu tür kuruluşlara kurbanlarımızı
bağışlamakta fayda vardır.
Kısacası yaptıklarımızı bilinçli olarak yapalım. Bayramımızı, bayram gibi
yaşayarak değerlendirelim. İşte o zaman, Ah! nerede o eski bayramlar! demez,
eskiyenin bayramlar değil, bizler olduğunu anlarız. Bunlar hepinizin bildiği
konular mutlaka, ama hatırlatmakta fayda olacağı düşüncesiyle yazmaya çalıştım.
Sürçü lisan oldu ise affola.
Vefat eden tüm hemşehrilerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.
Kaza yapanlara da, acil şifalar diyorum.
Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor, büyüklerimin ellerinden
saygıyla, küçüklerimin gözlerinden sevgiyle öpüyor, tüm insanlık adına
hayırlara vesile olmasını yüce Rabbimden temenni ve niyaz ediyorum.
Saygılarımla.
Hidayet Özkul