ULUKIŞLA’DA  OKULLAŞMA  SÜRECİ

 

Ulukışlalıların eğitim ve öğretime olan düşkünlüğü ise örnek olacak niteliktedir. En fakirinden en zenginine kadar herkes çocuğunu okutma çabasını göstermiş ve çoğunluğu ortaöğretim olmak üzere her kademeden memur yetiştirmişlerdir. Öğretmenlik başta olmak üzere, general, subay ve astsubaylar; doktor, avukat, vali ve mühendis olmak üzere her kademeden memurlar ülkemizin dört bir yanında görev yapmaktadır. Nerede olurlarsa olsunlar, Ulukışla’yı unutmadıkları, iki kişi bir araya geldiğinde hasretle andıkları görülmektedir. Köyde ilkokul 1927 yıllarında üç sınıflı olarak açılıp, ileriki yıllarda beş sınıflı oldu. Köyde görev yapan ilk öğretmen rahmetli Sait Önen’in eğitim konusunu iyi mayalaması minnetle anılmaya değer. Köy Enstitülerinin açılmasıyla okula ve okumaya ilgi artmış ve süreklilik kazanmıştır.  İlk olarak Cuma Öztekin, Pazarören Köy Enstitüsü’ne kaydını yaptırmış. Daha sonra da arkası gelmiş. Fakiri de zengini de kız erkek ayrımı yapmadan çocuklarını okutma çabasına girmiştir. Kasabadaki dul ve fakir kadınlar bile çocuklarını okutabilmek için onurlu ve örnek olacak bir mücadele vermişlerdir.

1949 yılında, Ören’e de imece usulüyle bir okul yapıldı. Tek derslik, tek öğretmenle açılmıştı okul. Daha sonra bu okullar ihtiyacı karşılayamaz oldu. Köy halkının, devletten hiçbir yardım almadan, yumurta ve tavuk satarak yaptırdığı bir okul, değme hükümet konaklarından daha görkemli olarak yapılıp bitirildi. Bu yetmedi. Örene de yeni bir okul devlet tarafından beş derslikli olarak yapıldı. Bu okullarda çoğunluğu kasabamızdan olmak üzere pek çok öğretmen çalıştı. Kasabadan pek çok memur yetişmiş olması insanlarımızın dış göç yapmasına neden oldu ve nüfus zamanla azaldı.  Bir zamanlar on beş kişiyi barındıran haneler boş kaldı. Bunun sonucu yukarda sözünü ettiğim o görkemli okul kullanılmamaya başlandı ve yıkılmaya yüz tuttu. Çatısı yandı, kapısı ve penceresi sökülüp yakıldı. Büyük bir servet heba olup gitti. Okulun yapımı ne kadar zor ve zahmetli olduysa, viraneye dönüp bakımsız kalması da o kadar çabuk oldu.

Köyde yaşayan nüfusun beş katı kadar insan yurdumuzun çeşitli illerine dağıldı ve oralarda yaşamaya başladı. 

 

Ali Kılınçsoy

(Kemali Baba Hakkında)